24 Eylül 2007 Pazartesi

6.EN'AM

100/ Ama bazıları, bütün görünmez varlık türlerine1 Allah’ın yanında O’na denk bir yer yakıştırmaya başladılar; halbuki onların tümünü yaratan O’dur. Ve cehaletleri yüzünden O’na oğullar ve kızlar isnat ettiler.2 O, sonsuz ihtişam sahibidir ve insanların her türlü tasavvur ve tahayyülünü aşan bir yüceliğe sahiptir.3

1 Cinn çoğul ismi (yaygın ama yanlış bir şekilde “cinler”i veya “kötü ruhlar”ı gösterdiği varsayılır) cenne fiilinden türetilmiştir. (“o gizli idi” veya “gizlendi” yahut “gözlerden saklandı”) Bu nedenle, gecenin görmeyi engelleyen karanlığı cinn olarak adlandırılır. (Cevheri) Arap filologlarına göre cinn terimi, öncelikle “insan duyularının dışındaki varlıklar”ı gösterir (Kamus, Lisanu’l-Arab, Rağıb) ve bu nedenle görünmeyen varlıkların veya güçlerin her türüne teşmil edilebilir. Bu terimin ve daha geniş sonuçlarının tartışılması için bkz. Ek III.
2 Lafzen, “hiçbir bilgi (sahibi) olmadan, O’nun için oğullar ve kızlar uydurdular” yahut, “haksız şekilde atfettiler”. Melekleri “Allah’ın kızları” olarak gören İslam öncesi Arapların inançlarına ve Hz. İsa’yı “Allah’ın oğlu” olarak gören Hıristiyanlık doktrinine bir atıf. Ayrıca bkz. 19:92 ve ilgili not 77.
3 Yani O, bütün kusurlardan ve çocuk sahibi olma kavramının ima ettiği her türlü yetersizlikten kesinlikle münezzehtir. “Tasavvur” kavramının kendisi, bir nesnenin başka nesnelerle karşılaştırılması veya arada paralellikler kurulması ihtimalini ifade eder. Ancak Allah benzersizdir, “Hiçbir şey O’na benzemez” (42:11) ve bu nedenle “hiçbir şey O’na denk tutulamaz” (112:4).
Bunun sonucu olarak, O’nu veya O’nun “vasıflarını” tanımlamaya yönelik bütün teşebbüsler, mantıki bir imkansızlık ile karşı karşıya bulunurlar ve ahlaken/manen ise günah sayılırlar. O’nun tanımlanamazlığı gerçeği, Kur’anda zikredilen Allah’ın “sıfatları”nın O’nun gerçekliğini sınırlamadığını, ama tersine, O’nun faaliyetinin Kendi yarattığı evren üzerindeki kavranabilir/görülebilir etkilerini gösterdiğini açıkça ortaya koyar.

Hiç yorum yok: