16 Nisan 2007 Pazartesi

20. TAHA

114/ Öyleyse bil ki Allah, var olan her şeyin ötesinde, yüceler yücesidir; mutlak ve nihai egemenlik sahibi, mutlak ve nihai Gerçek’tir!1 VE Dolayısıyla, Kur’anın vahyi, sana bütünüyle ulaştırılmadan önce, onun hakkında görüş bildirmekte tezlik gösterme;2 fakat daima; “Ey Rabbim! Benim ilmimi artır!” de..3

1Hakk ismi Allah’ın bir sıfatı olarak kullanıldığında, yarattığı geçici ve değişken alemin ötesinde, mutlak ve katıksız anlamda, ezeli ve ebedi olan ve değişmeksizin var olan “nihai gerçek” anlamını ifade eder. Beri yandan Allah’ın Melik sıfatı, O’nun var olan her şeyin üstündeki mutlak egemenliğini ifade etmektedir. Ve bunun için de çeviride “mutlak ve nihai egemenlik Sahibi” ifadesiyle aktarılmıştır.
2Lafzen, “Kur’anda acele etme/tezlik gösterme” (bkz. Bir sonraki not)
3Bu ayet, -klasik müfessirlerden çoğunun belirttiği gibi- büyük bir ihtimalle, her ne kadar ilk ağızda Hz. Muhammed(s)’e hitap ediyor olsa da, aslında bütün çağlarda, Kur’an okuyan herkesi ilgilendirmektedir. Yukarıdaki ayetin ifade ettiği mesaj şöyle özetlenebilir: Kur’an Allah’ın Kelamı, Allah’ın Sözü olduğuna göre, onu oluşturan parçaların hepsi –ibareler, cümleler, ayet ve sureler- bir arada, birbiriyle tutarlı ve bağlantılı tam bir bütün meydana getirmektedirler. (Karş. 25:32’nin son cümlesi ve ilgili 27.not) Bunun içindir ki, Kur’an mesajını tam olarak anlamak isteyen kimse, “aceleci yaklaşımlardan”, yani, ayetleri, ait oldukları umumi anlam örgüsünden soyutlayarak, onlardan aceleci sonuçlar çıkarmaktan sakınmalı, Kur’anı bir bütün olarak ele almalı, münferit meseleleri bu bütün içinde değerlendirmelidir. (Keza bkz. 75:16-19 ve ilgili notlar.)

Hiç yorum yok: